İnsan “Kişi” ile ilgili On Tez.

Nisan 18, 2016 memduh No comments exist

insan

“Koşulsuz şartsız insan”, “Persona” Türkçesiyle “kişi”, nedir; nasıl var oluruz (existance), nasıl motive olur yani güdüleniriz?

 

Bu sorulara verdiği yanıtlarla beni yüreğimden yakalayan,  3.Viyana psikoterapi okulu kurucusu Viktor Frankl’ın, 1950 yılında,  Salzburg Üniversitesinde sunduğu “Kişi’ye dair 10 varsayım- önkabul” konulu tebliği, özet olarak iletmeye çalışacağım.

Yani bilimsel olarak biz kısaca aklını kullanabilen memeli bir hayvanız!!!

 

Nasıl güdülendiğimize (motive olduğumuza)  gelince:

Birinci Viyana psikoterapi okulu olarak adlandırılan Freud ve, onun Psikoanaliz kuramına göre insan ‘haz istenci’ne göre yönlenir, özellikle Cinsel dürtü (libido) . Psikanalize göre sevgi gibi ben sen arasında ki ilişki cinsellik-id yani hayvansal dürtülere indirgenmiştir. Freud’un adaciyosu “homo homin lipus’tur” yani insan insanın kurdudur.

İkinci Viyana psikoterapi Okulu olarak adlandırılan Adler’e,ve kuramı olan bireysel psikolojiye göre insan sosyal bir varlıktır ve Adler’e göre insanı ‘güç istenci’ motive eder. Bu ekole göre sevgi her yerde hazır ve nazır toplumsallık olarak yorum bulur. Adlerin’in adagiosu Aristonun sözü olan “İnsan politik bir hayvandır”.

Üçüncü Viyana okulu olarak adlandırılan V. Frankl’ın Varoluşçu Analizine göre her iki motivasyon teorisi de geçerlidir ama eksiktir. Frankl, insanı koşullarından bağımsız olarak güdülendiren şeyin “anlam arayışı”, “anlam iBirincistenci” olduğunu ortaya koyar.  Anlam, kısaca sevilecek bir kişi veya adanacak bir dava dır veya bir duruştur. Kısaca, kendi dışında gerçekleştirilmesi gereken bir amaçtır.  Vicdanın gösterdiğidir. Yani insanı güdeleyen şey anlam arayışı ve bulunan anlamların veya değerlerin hayata geçirilmesidir.

 

Freud’a göre amaç mutluluk, ve haz dürtüsünün tatminiydi. Adler’e göre elde edilen güç. Frankla göre hem haz hem de güç amaç değil yan ürünleridir.  Hayata geçirilen bir amaçla veya anlamla otomatik olarak oluşan yan ürünlerdir.

 

Tebliği özetlemeden önce Varoluşçu Analiz’e göre birey ve kişinin tanımını yapmaya çalışacağım;

 

 İngilizce Individual , Türkçesi Birey biyolojik, ve sosyolojik veya aritmetik kavramlar için kullanılır. Benzetme yaparsak maddede molekül neyse toplumda birey de aynı şeyi ifade eder.

Birey türün biolojik ve sosyolojik terimlerini ifade eder.

 

Person Türkçesi Kişi. Latince persona maske anlamına gelir. Kişi “insan” olmanın temsilidir. Kişi bir imge, aşkın transandantal  bir temsili ifade eder.

Kişi kendinin farkında olandır.

Kişi ile vicdan doğrudan ilişkilidir.

Kişi manevi şahsiyettir. Benim “manevi şahsiyet” olarak çevirdiğime Frankl,Noös kelimesini kullanmıştır. Noös yunanca bilinç dışı akıl, zaman mekan dışı olandır. Ingilizceye spirit olarak çevrilmiştir. Almanca Geist.

 

Bu arada, kişi ve bireyin örtüşmesi gerekmez. Örnek olarak: Faşizm gibi sosyal kökenli nevroz toplumu tamamen etkisine aldığında, kişi geçersiz, engellenmiş, ketlenmişken, birey  davranışsal olarak kitleye başarılı bir uyum sağlayabilir

 

Şimdi kişi ile ilgili 10 varsayımı (presupposition) aktaracağım:

 

  1. Kişi birdir, bölünemez parçalanamaz (The person is an individual Iindividuum]): En şiddetli sijofrenik vakada  bile vicdan ayrışmasından söz edilemez.
  2. Kişi Birleştirilemez bir bütündür (The person is in-summible): Kişi bölünemediği gibi aynı zamanda birleştirilemez de bir bütündür; tamdır. “Etnik köken”, “sınıf”, “kitle” olarak asimile edilemez. Bu tür özdeşimler, aidiyetlikler kişi mahiyetine ait değildir. Olsa olsa sahte(pseudo)-kişiseldir. Kendini bu tip sınıflamalar, özdeşimler içinde daha üst bir kimliğe yükselmiş inancı içinde olan kişi aksine batmaktadır. Kendinden daha büyük bir kategori, grup tarafından özümsenen insan “Kişi” olma yetisini teslim etmiş demektir. Kişi’nin tersine organizma bölünebilir veya asimile edilebilir. Hatta, organizmanın çoğalabilmesinin önkoşulu bu bölünebilme ve asimilasyondur. Ancak, bu “kişi”nin üretilebileceği, çoğaltılabileceği anlamında gelmez. Kişi, diğer bir değişle manevi kişilik (personal spirit), veya var oluş (spiritual existance) tektir yeniden çoğaltılamaz.
  3. Kişi her an yenidir: (person is absolutely unique [Novum]) : Tek tek her kişi mutlak bir tekliktir [Novum] Hiçbir şekilde bir baba, çocuğunun yaratıcısı değildir. Sadece, yeni bir insanın, bir kişinin geliş mucizesine şahit olandır.  Kişi TANRI tarafından yaratılmıştır, ve bu yaratılış üreme esnasında değil, mutlaklığın bir icrası ile zaman ve mekan bağımsız “işte burada”[a nunc stans]  olarak gerçekleşmiştir.
  4. Kişi Manevi bir varlıktır ( The person is spiritual): Kişi’nin etten kemikten duygu ve düşünceden oluşan organizması vardır. Buna kişinin psiko-fizyolojik ve sosyo –psikolojik boyutu var da diyebiliriz. Ancak, Bunun ötesinde kişi manevi bir şahsitettir. Tindir. Geist’tir. Manevi Kişilik,kendi  psiko-fizyolojik organizması  ile çatışma halindedir. Organizma, organlar tarafından oluşturulmuş işlevselliği ifade eder. Bunun ötesinde kişi’nin kendini ifade edebilmesi, bir şeyler yapabilmesi için kendi organizmasına ihtiyacı vardır. Kısaca, organizma amaç için araç niteliğini taşır, ve maddi değere sahiptir.  Maddi değerin karşıtı ise Onur’dur Haysitettir. Onur (dignitiy) sadece kişi’ye aittir, ve, sosyal faydadan bağımsızdır. İnsan onuru’nu tanıyan koşulsuz olarak kim olursa olsun insana saygı duyar.
  5. Kişi Var olabilendir ( The person is existential): Bu ifade, kişinin maddesel bir olgu olmadığını vurgular. Kişi kabiliyetlere sahip olandır. Kişi, her hangi bir an,  olabileceği olasılıklar (facultative) çerçevesinde, kararlar alıp var olur. Ünlü Varoluşçu felsefeci Karl Jasper’in sınıflandırdığı gibi insan karar alabilen bir varlıktır. Kişi bir sonraki an ne olmak istediği ile ilgili karar alabilendir. Karar verebilen bir varlık olarak insan, psikanaliz kuramının varsayıldığı, insan dürtü – yönelimli varlıktır tasarımına kafadan karşı çıkar. Son analizde, İnsan demek “sorumlu”(responsible)”  demektir. Dolayısıyla, “var olmak” özgür olmanın ötesindedir. Aslında, sorumluluk ile insanın özgürlüğünün amacı tanımlamaktadır.
  6. Kişi Ben ile ilgilidir (The person is I bound): Kişiyi, özünde ben yönlendirir yoksa hayvani dürtüleri(id) değil. Freud ben kendi evinin efendisi değil derken “id” yani hayvani dürtülerin baskısının altını çizmiştir. Kişi, ben, ne dinamik ne de genetik dürtüleri tarafından belirlenemez.  Ben’in sürüklenmesi kategorik olarak kabul edilemez.  Özünde, “Kişi” bilinçdışıdır ve insanın aşkınlıkla olan ilişkisi burada yer alır.
  7. Kişi Tümleştirendir (The person is integrative): Kişi sadece “bir” ve “bütün” değildir aynı zamanda bunu gerçekleyendir, fiziksel vücut, akıl ve manevi varlığın birliğini ve bütünlüğünü tesis edendir. Biz insanlar,  kişi’yi psiko-fizyolojik organizma ile birlikte var olan olarak farkına varırız.  Bu arada, insan vücut, akıl ve manevi şahsiyetten meydana gelmiştir doğru bir ifade değildir. Doğru olan insan tindir (manevi şahsiyettir) ve psiko-fizyolojik organizması vardır.  Bu birlik ve bütünlükte insanın manevi varlığı maddi olan psiko-somatik ile bir mücadele içindedir. Bu mücadele mecburi olmayan, seçimle bağlı olandır(facultative).  Bu her zaman için çağrılabilen bir yeteneği ifade eder. Çağrılması da gerekir çünkü, psiko-fizyolojinin o çok büyük gücüne “manevi varlığın karşı koyabilme, meydan okuyabilme gücü vardır”(Trotzmacht).  Organizma ile Manevi varlığın arasındaki bu gerginlik sağlık işaretidir.
  8. Kişi Dinamiktir  (The person is dynamic) : Sadece kişi kendinden uzaklaşabildiği için ve psiko-fiziksel yapısını aşabildiği için manevi varlığı ortaya çıkar.
  9. Kişi Hayvan değildir (The person is not an animal):Hayvan, kişi olabilen değildir. Çünkü, hayvan kendini soyutlayıp kendine uzaktan bakamaz ve kendine karşı tavır alamaz.  Hayvanın [ahlakça şekillendirilebilen] bir dünyası yoktur onun [koşullandırılabilen] çevresi vardır.  Kişinin dünyası hayvanlarınsa çevreleri vardır.
  10. Kişi Metafizik bir varlıktır (The person is metaphysical) :Kişi Tanrı’ya benzeyişinden anlaşılabilir, insan kendini ancak, aşkınlık ile anlayabilir. İnsan ne kadar kendini Tanrı ile ilişki de kavrarsa o kadar insan olur. Birey, aşkınlığı kişiselleştirebildiği ölçüde kişidir: aşkınlığın çağrılarına kendini senkronize edebildiği ölçüde insan olur. Aşkınlığın çağrısının duyulduğu yer insanın vicdanıdır. Vicdan aşkınlığın kayıt altına alındığı yerdir.

 

Sonuç olarak insanı deterministlik olarak tanımlamak mümkün değildir. O kayıtsız ve şartsız olandır. Bir Fiziksel yapıya (soma), duygu ve düşüncelere sahiptir (psyche) ama onun ötesinde manevi bir varlık olup özgür ama sorumludur.

 

Her bir insan tekliktir ve her kişi dünyada eşi benzeri olmayan durumlarla karşılaşır  bundan dolayı da tektir ve bu durumları anlamlandırıp yaşamıyla buna cevap verendir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir