Varoluşçu Analiz / Logoterapi

Mart 13, 2016 memduh No comments exist

   viktor frankl cartoontrimmed

 

Varoluşçu Analiz ve Logoterapi’nin (VALT), ortaya çıkışı 1930’lara kadar uzanır. Bu ekol, Freud’un Psikanaliz ve Alfred Adler’in Bireysel Psikoloji kökenli psikiyatr ve nörolog olan Viktor Frankl (1905-1997) tarafından geliştirilmiştir. “Varoluşçu Analiz ve Logoterapi”, “ 3. Viyana Psikoterapi Okulu” olarak da anılır. Uluslararası kabul görmüş bu ekol; deneye dayalı, anlam odaklı bir psikoterapi yaklaşımı olarak anılır

VALT, anlam arayışının insanın birincil isteklendirme(motivasyon) kaynağı olduğu ilkesine dayanır ve aşağıda da belirtilmiş üç prensip üzerinde geliştirilmiş bir felsefe, antropoloji ve kişilik kuramıdır:

  • İradenin Özgürlüğü
  • Anlam İradesi
  • Hayatın Anlamı

 

İradenin Özgürlüğü:

VALT ’a göre insan tamamen koşullar tarafından şekillenen bir varlık değildir. İnsan dışsal (biyolojik ve sosyal) ve içsel (psikolojik) koşullara karşı karar alabilme ve duruş sergileyebilme yeteneğine sahiptir.

Burada bahsedilen özgürlük, kişinin kendi hayatını, olabilecekler sınırı içinde şekillendirebilmesidir. Bu özgürlük, insanın bedensel ve psikolojik boyutunun da üzerinde bulunan, insan olamaya dair tinsel, (manevi, insani) boyutu sayesinde oluşur. Tinsel bir kişilik olarak insan, sadece tepki veren, şartlanan bir organizma değil, bunun ötesinde kendi varlığını şekillendirebilen otonom bir varlıktır.

Bu özgürlük psikoterapi süreci için büyük önem taşır. Bu yetenek psikoterapi alan kişiye somatik ve psikolojik patolojisine rağmen bağımsız eylem gerçekleştirebileceği bir alan sağlar. İnsan, iradesinin özgürlüğü sayesinde Çelişik Niyet (Paradoxical Intentionve Düşünce odağını değiştirme (Dereflection) gibi Logoterapi teknikleri de kullanılarak danışanın öz kontrolünü tekrar kazanması, kaderini kendi eline alması hedeflenir.

Anlam İradesi

İnsanlar sadece özgür değildir, bu özgürlük bir şeyler yapmak, daha doğrusu bir amacı gerçekleştirmek adına vardır. Anlam arayışı insanın en temel isteklendirme (motivasyon) kaynağıdır. Bir insan kendi “Anlam İstemini” gerçekleştiremezse derin bir boşluk, anlamsızlık hissine kapılır. İnsanın var olabilmesi için ihtiyaç duyduğu, anlamlandırdığı hedefleri gerçekleştirmesi bir şekilde engellendiğinde şiddet eğilimi, bağımlılık, depresyon, intihara eğilimi veya psikosomatik hastalıklar, nörotik bozukluklar meydana gelebilir.

VALT, psikoterapi alan kişinin anlamlandırdığı hedeflerin peşinden gitmesini engelleyen faktörleri algılamasını ve ortadan kaldırmasını amaçlar. Bu süreçte kişinin potansiyel anlamları algılayabilmesi amaçlanır; ancak, hiçbir şekilde özel anlamlar dayatılmaz. Tam tersine kişinin bulduğu anlamların kendisi tarafından hayata geçirmesinde yönlendirici ve yardım edici bir yol izlenir.

Hayatın Anlamı

VALT, anlamın objektif bir gerçeklik olduğu düşüncesine dayanır. Gözlemleyenin algısında oluşmuş imgelere değil.

VALT’e göre hayat, özgür ama sorumlu olan insandan, yaşamın her anı ve durumu ile ilgili anlamları algılayıp, yapabileceklerinin en iyisini geçirmesini talep eder.  Bu kapsamda, anlam potansiyelleri, doğası gereği objektif olmalarına karşın her durum ve her kişiye göre farklılık gösterir.

VALT yaklaşımı kesinlikle genel bir anlam dayatmasında bulunmaz. Ancak,  bu süreçteki kişinin, her gün yaşamlarını anlamlı biçimde şekillendirmeleri için açıklık ve esneklik kazanmalarına yardımcı olmayı amaçlar.

Logoterapi Teknikleri

Sokratik Diyalog

Bazı tutum, tavır ve beklentiler anlamların hayata geçirilmesinde bir engel oluşturabilir. Bu beklentiler kişiyi anlam potansiyellerine yabancılaştırabilir ve nörotik bozukluklarının artmasına,  yanlış kararların ve davranış biçimlerinin benimsenmesine ve sonuç olarak nörotik bozuklukların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Terapistin kendi değer ve anlam algılarını kabul ettirmekten özellikle sakınması çok önemlidir. Tam tersine, hastanın kendi gerçekdışı ve üretken olmayan tavır ve davranışlarını keşfetmesi ve dolu bir yaşam için gerekli daha iyi bir dünya görüşünün benimsenmesini hedeflemelidir.

Sokratik diyaloglar logoterapist’lerin sık sık başvurdukları, karşılıklı konuşmaya dayanan bir yöntemdir. Bazı sorular danışanın bilincinde yer tutması, kişinin kendi hayatındaki anlamı ve onu hayata geçirilmek için özgür olduğunun farkına varması için ortaya atılır. Felsefede bu sorularla yönlendirilen bu teknik Sokrat tarafından başlatılmıştır. Sokrat bu yöntemi “tinsel ebe” olarak sıfatlanıştır

Çelişik Niyet (Paradoxical Intention)

Kullanıldığı yerler: Genel olarak obsesif kompulsif bozukluklar, vejetetif hastalık tablosu. Terapist tarafından yönlendirilen danışan kendinden uzaklaşarak ve mizahi bir abartma ile obsesyonu ve kaygılarını yenmeyi, ve böylelikle ve semptomların artması ile ilgili fasit daireyi kırmayı öğrenir.

Düşünce Odağını Değiştirme (Dereflection)

Kullanıldığı yerler: Cinsel sorunlar, uykusuzluk ve kaygı ile ilgili bozukluklar. Abartılmış kendini izleme durumlarında dürtüsel, otomatik süreçlerde bir yavaşlama oluşur. Benzer şekilde üzüntü, endişe ve kaygı durumları da kendini izleme ile büyütülür ve böylelikle bu daha dikkat edilir ve daha fazla gözlemlenir hale gelir. Bu tekniğin temel hedefi kişinin dikkatini bu nörotik eğilimleri pekiştirecek bu fasit daireden uzaklaştırarak süreçlerin doğal yaşanmasını sağlamaktır.

Logoterapi ve Psikoterapinin farkı

Psikoterapinin çabası dürtüsel olan gerçekleri bilinç seviyesine çıkartmaktır. Logoterapi’nin çabası ise tinsel (manevi) gerçeklere ilişkin farkındalığı sağlamaktır. Varoluşsal Analizin temel hedefi ise kişinin kendi sorumluluğunun bilincine varmasıdır. Zira, sorumlu olmak, insan varoluşunun en temel boyutlarından birisidir. İnsan olmak, farkında olmak ve sorumlu olmak ise, varoluşsal psikoterapinin de başlangıç noktası sorumluluğumun farkındalığını sağlamaktır. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir